Pazartesi, Temmuz 15, 2024
Rekabet

Rekabet ilkesi ne anlama gelmektedir?

Rekabet ilkesi Kanunun diğer temel ilkeleri ile birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ilke olup, çoğu zaman başka bir ilkenin sonucunu veya sebebini oluşturmaktadır. Örneğin, ihale ilanının yapılması saydamlık ilkesinin bir gereği olup ihaleye katılımın artırılması ve dolayısıyla ihalede rekabetin sağlanması sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

Öte yandan, ihalede rekabet ilkesinin sağlanması da ihalede rekabetçi ve piyasa rayiç ve fiyatlarını yansıtan tekliflerin verilmesine imkan vererek idarenin ihtiyacının uygun şartlarda ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması ilkelerinin yerine getirilmesini sağlamaktadır.

Bu itibarla, inceleme konusu ihalenin iptal gerekçesi olan rekabet ilkesinin ihalede sağlanıp sağlanamadığının belirlenmesi için bu ilke ile yakın ilişkisi olan diğer temel ilkelerin (özellikle saydamlık ve kaynakların verimli kullanılması) sağlanıp sağlanmadığına bakılması gerekmektedir.

Öncelikle, ilanın 4734 sayılı Kanunun “İhale ilan süreleri ve kuralları ile ön ilan” başlıklı 13 üncü maddesine uygun olarak yayımlandığı düşünüldüğünde. Bu durumda saydamlık ilkesi gereği yayımlanması gereken ilan yasal süresinde yapıldığından, rekabet ilkesinin bu bakımdan sağlandığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, ihalede rekabet ilkesinin sağlanıp sağlanmadığının bir diğer göstergesinin ihaleye katılım miktarı (ihalede teklif veren istekli sayısı) olduğu söylenebilir. Çünkü ihaleye katılan istekli sayısının fazla olması rekabet ilkesinin sağlanmasına yönelik elverişli bir ortamın oluştuğunu gösterir. Ancak, belirtmek gerekir ki, katılımın az olması da her zaman ihalede rekabetin sağlanamadığı anlamına gelmez. Gerçekten, katılımın fazla olduğu bir ihalede bütün teklifler yaklaşık maliyetin üzerinde olabilir ki, bu durumda ihalede katılım fazla olmasına rağmen rekabet sağlanamadığından ihale idarece iptal edilebilecektir. Ayrıca, açık ihale usulü ile gerçekleştirilen ihalelerde ihaleye katılım ile rekabet ilkesi arasındaki ilişki, diğer ihale usulleri dikkate alındığında farklı bir özelliğe sahiptir. Gerçekten kanun koyucu diğer ihale usullerinin aksine açık ihale usulünde ihalenin sonuçlandırılabilmesi için asgari bir katılım sayısı öngörmemektedir. Bu itibarla, açık ihale usulü ile yapılan bir ihalede rekabetçi bir fiyat verilmesi kaydıyla tek bir isteklinin katılımı ihalenin sonuçlandırılması için yeterli kabul edilmektedir.

Kanun koyucunun açık ihale usulü ile gerçekleştirilen ihalelerde asgari bir katılım sayısı öngörmemesi bu tür ihalelerde katılımın arttırılmasının göz ardı edileceği olarak yorumlanmamalıdır.

Zira, açık ihale usulü ile gerçekleştirilen ihalelerde de idareler ihaleye katılımı arttırıcı düzenlemelere ihale dokümanı kapsamında yer vermekle sorumludurlar.

Bu açıklamalar dikkate alınarak ihaleye katılım durumuna bakıldığında, rekabetin sağlanamadığına dair bir değerlendirme yapabilmek için son olarak, ihalede başvuru sahibi tarafından verilen tek geçerli teklifin piyasa fiyatlarını yansıtan rekabetçi bir fiyat olup olmadığına bakılması gerekir.

Çünkü ihalede geniş bir katılım olmasa bile, idarece kabul edilebilir bir teklifin verilmiş olması durumunda, idarenin ihtiyacını uygun şartlarda ve kamu kaynağını verimli kullanarak karşılayabilme olanağı bulunmaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere ihalede rekabet ilkesinin sağlanıp sağlanmadığının diğer bir göstergesi ihalede önceden belirlenmiş yeterlik kriterlerini sağlayan katılımcı/katılımcıların idarenin yaklaşık maliyetine göre makul ve kabul edilebilir teklif/teklifler vermiş olması, böylece kaynakların verimli kullanılması ilkesinin sağlanmış olmasıdır.

Bu noktada, tekliflerin mukayese edileceği yaklaşık maliyetin idarece usulüne uygun bir şekilde hesaplanması büyük önem arz etmektedir.