İsteklinin, konkordato ilan eden kapsamında değerlendirilmesinde hangi tarihin dikkate alınması gerekmektedir?

KAMU İHALE KURULU KARARI

Toplantı No : 2020/001

Gündem No : 37

Karar Tarihi : 08.01.2020

Karar No : 2020/UY.I-31

BAŞVURU SAHİBİ:

Efe Demiryolu Ray Sistemleri Makine Mühendislik İnşaat Madencilik Enerji Petrol San. ve Tic. A.Ş.,

İHALEYİ YAPAN İDARE:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı,

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/275277 İhale Kayıt Numaralı “Konya İli Hadim İlçesi 147 Adet Konut ve 1 Adet Ticaret Merkezi İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 09.07.2019 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Konya İli Hadim İlçesi 147 Adet Konut ve 1 Adet Ticaret Merkezi İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi” ihalesine ilişkin olarak Efe Demiryolu Ray Sistemleri Makine Mühendislik İnşaat Madencilik Enerji Petrol San. ve Tic. A.Ş.nin 29.11.2019 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun, idarenin 04.12.2019 tarihli yazısı ile reddi üzerine, başvuru sahibince 16.12.2019 tarih ve 54627 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 16.12.2019 tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.

Başvuruya ilişkin olarak 2019/1628 sayılı itirazen şikâyet dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde esas inceleme raporu tanzim edilmiştir.

KARAR:

Esas inceleme raporu ve ekleri incelendi.

İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ihalenin tarafları üzerinde bırakıldığı ve 22.10.2019 tarihinde sözleşmeye davet edildikleri, yetkili mahkemeye yaptıkları konkordato taleplerinin kabul edilerek üç ay geçici mühlet verildiği, dolayısıyla 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi gereği tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatın iade edilmesi gerektiği, bu husustaki taleplerinin idarece reddedildiği, geçici teminatın gelir kaydedilerek yasaklama kararı verileceğinin bildirildiği, işlemin mevzuata aykırı olduğu iddia edilmekte ve herhangi bir yaptırım uygulanmaksızın tekliflerin değerlendirme dışı bırakılması talep edilmektedir.

Başvuru sahibinin iddialarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.

11.10.2019 tarihinde ihale yetkilisince onaylanan aynı tarihli komisyon kararı ile ihalenin başvuru sahibi üzerinde bırakıldığı, 22.10.2019 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen yazı ile başvuru sahibinin sözleşme imzalamaya davet edildiği, başvuru sahibinin idareye sunduğu 01.11.2019 tarihli dilekçesi ile, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkeme’sine yaptıkları konkordato talebi üzerine üç aylık geçici mühlet verilmesinden bahisle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması ve geçici teminatın iadesi yönünde talepte bulunduğu,

İdarenin 22.11.2019 tarihli yazısı ile talebin reddedildiği ve sözleşme imzalama yükümlülüğünün ihlali gerekçesiyle geçici teminatın gelir kaydedilmesi ve yasaklama işlemlerinin başlatılması yönünde karar alındığı, karara karşı başvuru sahibinin yaptığı şikayet başvurusunun idarece reddedildiği ve işbu karara konu itirazen şikayet başvurusunun yapıldığı görülmüştür.

4734 sayılı Kanun’un “Sözleşme yapılmasında isteklinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 44’üncü maddesinde “İhale üzerinde kalan istekli 42 ve 43 üncü maddelere göre kesin teminatı vererek sözleşmeyi imzalamak zorundadır. Sözleşme imzalandıktan hemen sonra geçici teminat iade edilir.

Bu zorunluluklara uyulmadığı takdirde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale üzerinde kalan isteklinin geçici teminatı gelir kaydedilir…” hükmü,

Aynı Kanun’un “İhalelere katılmaktan yasaklama” başlıklı 58’inci maddesinin birinci fıkrasında “17 nci maddede belirtilen fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında fiil veya davranışlarının özelliğine göre, bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar, üzerine ihale yapıldığı halde mücbir sebep halleri dışında usulüne göre sözleşme yapmayanlar hakkında ise altı aydan az olmamak üzere bir yıla kadar, 2 nci ve 3 üncü maddeler ile istisna edilenler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilir. Katılma yasakları, ihaleyi yapan bakanlık veya ilgili veya bağlı bulunulan bakanlık, herhangi bir bakanlığın ilgili veya bağlı kuruluşu sayılmayan idarelerde bu idarelerin ihale yetkilileri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde ise İçişleri Bakanlığı tarafından verilir.” hükmü,

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İhale üzerinde kalan isteklinin sözleşmeye davet edilmesi” başlıklı 68’inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise “ Mücbir sebep halleri dışında, ihale üzerinde kalan istekli, yasal yükümlülüklerini yerine getirerek sözleşme imzalamak zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde, ihale üzerinde kalan isteklinin geçici teminatı gelir kaydedilerek Kanunun 58 inci maddesi hükümleri uygulanır. Ancak, Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında taahhüt altına alınan durumu tevsik etmek üzere idareye sunulan belgelerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlar içermesi halinde, ihale üzerinde kalan isteklinin geçici teminatı gelir kaydedilmekle birlikte, hakkında Kanunun 58 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.

Özetle, ihale üzerinde kaldığı halde sözleşmeye davete icap etmeyen istekliler hakkında, mücbir haller dışında, geçici teminatın gelir kaydedilmesi ve altı aydan az olmamak üzere yasaklama işlemlerinin başlatılması mevzuatın amir hükmü olup idarece bu yönde işlem tesis edildiği, yasaklama kararının 06.12.2019 tarihli ve 30970 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandığı anlaşılmıştır.

Yapılan incelemede, başvuru sahibinin 26.09.2019 tarihli dilekçe ile yetkili mahkemeden bir ödeme planı çerçevesinde vade konkordatosu talep ettiği, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.09.2019 tarihli kararında başvuru sahibi şirkete ilişkin olarak 3 ay süreyle geçici mühlet verildiği görülmüştür. Anılan kararın ve başvuru sahibinin teklifinin yaptırımsız olarak değerlendirme dışı bırakılması gerektiği yönündeki iddiasının dayanağı olan mevzuat düzenlemeleri ve bu husustaki değerlendirmeler aşağıdaki gibidir:

4734 sayılı Kanun’un “İhaleye katılımda yeterlik kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında “a) İflas eden, tasfiye halinde olan, işleri mahkeme tarafından yürütülen, konkordato ilân eden, işlerini askıya alan veya kendi ülkesindeki mevzuat hükümlerine göre benzer bir durumda olan

b) İflası ilân edilen, zorunlu tasfiye kararı verilen, alacaklılara karşı borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında bulunan veya kendi ülkesindeki mevzuat hükümlerine göre benzer bir durumda olan” isteklilerin ihale dışı bırakılacağı hüküm altına alınmıştır.

Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde; Avrupa Birliği mevzuatına uygun olarak isteklilerin yeterlik değerlendirmesi aşamasında ihale dışı bırakılabileceği hallerin belirlendiği ifade edilmiş olup, bu bağlamda; 4734 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan 14.06.1993 tarihli ve 93/37 sayılı Avrupa Birliği Direktifinin, ihale dışı bırakılma durumlarını düzenleyen 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, anılan Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde geçen “konkordato ilan eden” ibaresine karşılık olarak “Any contractor…entered into an arrangement with creditors (alacaklılarla anlaşma sağlayan istekli)” ibaresine yer verildiği, ayrıca; 4734 sayılı Kanun’un aynı maddesinin aynı fıkrasının (b) bendinde geçen “alacaklılara karşı borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında bulunan” ibaresine karşılık olmak üzere, yine Direktifin aynı maddesinin (b) bendinde, “Is the subject of…administration by the court for an arrangement with creditors (Alacaklılarla anlaşma sağlamak için mahkeme idaresi altında bulunan)” ibaresine yer verildiği görülmektedir. Yine; 2004/18 sayılı Klasik Kamu Alımları Direktifinde de aynı yönde düzenlemenin korunduğu, 2014/24 sayılı Klasik Kamu Alımları Direktifinin 57’nci maddesinde ise bu defa alacaklılarla anlaşma durumuna yönelik olarak yalnızca “…where it is in arrangement with creditors (alacaklılarla anlaşma halinde olan)” kavramının kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede; 4734 sayılı Kanunun 10’uncu maddesindeki ihale dışı bırakılmaya ilişkin olarak 93/37 sayılı Direktife uygun olarak düzenleme yapıldığı ve “alacaklılarla anlaşma sağlayan istekli” kavramını karşılamak üzere anılan Kanun maddesinde“ konkordato ilân eden” kavramının kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca Türk hukukunda, çeşitli kanun hükümlerinde de kavramsal olarak “konkordato ilanı” dışında; “konkordato mühleti-süresi almış olma”, “konkordato talep etme” gibi kavramlara da yer verildiği görülmektedir. Örneğin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun, bölünmeye katılan şirketlerin sorumluluğuna ilişkin olarak, 176’ncı maddesinde ikinci derecede sorumlu olan şirketlerin takip edilebilmeleri için birinci derecede sorumlu şirketin “konkordato mühleti/süresi almış” olmasının gerekli olduğu, yine aynı Kanun’un 377’nci maddesinde anonim şirketlerde yönetim kurulu veya alacaklıların iflas dışında “konkordato talep edebileceği”, limited şirketlere ilişkin 634’üncü maddesinde “konkordato talebiyle ilgili” anonim şirket hükümlerinin uygulanacağı, sigorta sözleşmesinin feshine ilişkin olarak 1413’üncü maddesinde “sigortacının konkordato ilan etmesi” hususlarına yer verildiği görülmektedir. Tapu siciline ilişkin düzenlemeler kapsamında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1010’uncu maddesinde ise “konkordato ile verilen süre”, tasarruf yetkisinin sınırlandırılması bakımından şerh konulması sebepleri arasında sayılmıştır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 285’inci ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato müessesi, 28.02.2018 tarih ve 7001 sayılı Kanunla yeniden canlandırılmış ve bu şekilde İcra ve İflas Kanunu’nun 179’uncu maddesinde düzenlenmiş bulunan “iflasın ertelenmesi” müessesesinin kaldırarak bunun yerine yeni hükümlerle, aynı zamanda bu müessese yeniden işlerlik kazanmıştır.

Hukuki yönüyle konkordato; vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde borçlarını ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurduğu ve mahkemenin tasdiki ile hüküm ifade eden bir hukuki müesseseyi ifade etmekte olup, aynı zamanda borçlu hakkında iflas talebinde bulunabilecek alacaklıların da, gerekçeli bir dilekçeyle mahkemeden konkordato talebinde bulunması da mümkün bulunmaktadır.

İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen bu türden bir hukuki yol aynı zamanda, borçlunun belirli bir zaman dilimi içerisinde borçlarını, Kanunda öngörülen nitelikli çoğunlukla ve usule uygun olarak alacaklıları tarafından kabul edilmiş ve yetkili makamca onaylanmış olan teklifi doğrultusunda ve kendisi için elverişli koşullar çerçevesinde ödemesini mümkün kılan, iflasın ve tasfiyenin alternatifi olarak borçluya ayakta kalma, ticari faaliyetlerinin devam ettirme ve bu şekilde ticari hayatta tabiri caizse yaşama olanağı veren hukuksal bir kurumdur. İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı maddesine göre, konkordato tasdikine ilişkin süreç iflasa tabi olsun olmasın herhangi bir borçlu veya alacaklı tarafından mahkemeye konkordato ön projesi ile borçlunun malvarlığını gösterir diğer belgelerin sunulması suretiyle yapılan konkordato talebi ile başlayacak olup, bu talep üzerine mahkeme tarafından, belgelerin eksiksiz olduğu tespit edilirse derhâl “geçici mühlet” (3 ay) kararı verilerek, malvarlığının muhafazası için gerekli tedbirleri alınarak ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir veya gerektiğinde üç kişi geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilecektir.

Mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmi ilan portalında ilan olunarak, derhal tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliği’ne, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’ne, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kurulu’na ve diğer lazım gelen yerlere bildirilecektir. Geçici mühlet içinde yapılan duruşma sonucunda mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmasına kanaat getirilirse, “kesin mühlet” (1 yıl) kararı verilecek ve yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine de karar verilerek gerekli görüldüğü takdirde ayrıca bir alacaklılar kurulu da oluşturulacaktır; bu kararlar da geçici mühlet kararına ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde ilan olunacaktır. Kesin mühlet süresi içinde; komiser başkanlığında gerçekleştirilen alacaklılar toplantısında konkordato projesi, kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imzalanırsa kabul edilmiş sayılacaktır. Konkordato projesinin müzakereleri sonucunda oluşturulan konkordato tutanağı, kabul ve ret oylarını içerecek şekilde derhal imza olunacak ve toplantının bitimini takip eden yedi gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunarak; komiser, iltihak süresinin bitmesinden itibaren en geç yedi gün içinde konkordatoya ilişkin bütün belgeleri, konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ve tasdikinin uygun olup olmadığına dair gerekçeli raporunu mahkemeye tevdi edecektir.

Geçici ve kesin mühlet, doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından aynı olup, hakkında geçici ya da kesin mühlet kararı verilen borçlunun tasarruf yetkisi, alacaklıları zarara uğratmaması amacıyla sınırlandırılmakta ancak tamamen ortadan kaldırılmamaktadır. Bu tür bir süreçte borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edilebilecek olmakla birlikte, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkemece, bazı işlemlerin ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine de karar verebilecektir.

Bununla birlikte borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemeyecek, kefil olamayacak, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemeyecek, takyit edemeyecek ve ivazsız tasarruflarda bulunamayacaktır; bunun dışında söz konusu kurallara yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranması halinde mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini de kaldırabilecektir. Ayrıca; mühlet içinde borçlu aleyhine 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacak ve önceden başlamış takipler duracak, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmayacak ve bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemeyecektir.

Yine; kesin mühletin sözleşmelere etkisine ilişkin olarak da; sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmayacak, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemeyecektir; borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilecektir.

Komiserin raporuna istinaden mahkeme kesin mühlet içerisinde borçlunun mali durumunun düzelmesi halinde veya kesin mühlet içerisinde konkordato talebinin reddi ile iflasa tabi borçlu açısından konkordato talebinin reddi ile iflasın açılmasına ve iflasa tabi olmayan borçlu açısından da yine konkordato talebinin reddine karar verebilecektir.

Yine; İİK’nun 305’inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde, konkordato mahkemece yine tasdik edilerek, yine aynı Kanun’un geçici mühlet kararının ilanına ilişkin 288’inci maddesine göre ilan edilecektir. Bu durumda ayrıca; konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtilecektir. Bu çerçevede; İİK’nun 308/c ve 308/ç maddeleri uyarınca konkordato tasdik kararı ile birlikte:

-Aksi mahkemece kararlaştırılmamışsa; konkordato kural olarak tasdik kararıyla birlikte hukuken bağlayıcı hale gelecek,

-Konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacak,

-Geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürülecektir.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

-4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesindeki ihale dışı bırakılma durumlarının düzenlenmesinde 93/37 sayılı Direktifin göz önünde bulundurulduğu ve Direktifte geçen “alacaklılarla anlaşma sağlayan istekli” kavramını karşılamak üzere anılan “konkordato ilan eden” kavramının kullanıldığı, Türk hukukundaki yukarıda aktarılan diğer mevzuat düzenlemelerinde de “konkordato talebinin” ya da “konkordato süresinin” öngörüldüğü hukuki durumlara ilişkin olarak da, “konkordato ilanı” kavramının kullanılmadığı, söz konusu kavramların kullanılarak madde hükümlerinin düzenlendiği,

-Konkordatonun amacının tasfiyeye yönelik olmadığı, borçlunun ticari hayatını sürdürülmesinin sağlanmasının amaçlandığı, bu amaca yönelik olarak alacaklıların alacaklarının bir kısmından feragat ettikleri, bu süreçte borçlunun tasarruf yetkisinin kanunda öngörülen hallerle sınırlandırıldığı ancak tamamen ortadan kaldırılmadığı,

-Konkordato tasdik sürecinin, iflasa tabi olsun veya olmasın herhangi bir borçlu veya iflas talebinde bulunabilecek alacaklı tarafından mahkemeye yapılan bir başvuru ile başlayan, kanuni şartların gerçekleşmesi halinde mahkemeye takdir yetkisi bırakılmaksızın geçici ve kesin mühlet verilmesiyle devam ettirilen ve alacaklıların kabulü ile kanunda aranan diğer şartların sağlanması kaydıyla tasdik edilebilir hale gelen hukuki bir müesseseyi ifade ettiği, ayrıca; geçici mühlet kararı verilmesinde ve bunun ilan edilmesinde, kanunda öngörülen belgelerin sunulup sunulmadığı göz önünde bulundurularak bu aşamada; yalnızca şekli bir incelemeye dayalı bir ilandan söz etmenin mümkün bulunduğu,

-Mahkemece geçici mühlet kararı verilmesi ve bunun ilanı aşamasında hukuken henüz ortada alacaklılarla yapılmış olan bir anlaşmanın varlığından söz edilemeyeceği, zira bu türden işlemlerin amacının birer hukuki himaye tedbiri olarak, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmayacağı hususunun ortaya konulması olduğu,

-Borçlu ile alacaklılar arasında yapılan anlaşmanın hukuki sonuç doğurabilmesi için ise; geçici ve kesin mühlet sonunda mahkemece komiserin konkordato raporu ve ilgili diğer belgelerin incelenmesi suretiyle tasdik edilerek ilan edilmesi gerektiği; yine, mahkemece konkordato tensip tutanağının düzenlenmesinin ya da mahkemeden konkordato talebinde bulunulmasının, ortada bu türden bir anlaşmanın varlığını hukuken tevsik etmediği,

– İcra ve İflas Kanunu’nun 306’ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da, konkordato talebinin tasdik kararının 288’inci maddeye göre ilan olunacağı ve 308/a maddesi uyarınca da itiraz eden diğer alacaklılar yönünden de ilan tarihinden itibaren kanun yollarına başvurma süresinin başlayacağının hükme bağlandığı,

Hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda;

bir isteklinin, 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında geçen “konkordato ilan eden” kapsamında değerlendirilmesinde, mahkemece verilen konkordatonun tasdik kararının ilan edildiği tarihin dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, başvuru sahibi istekli tarafından, idareye sunulan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ait kararda, başvuru sahibi istekliye 3 ay süreyle geçici mühlet verildiği görülmüş, bu bağlamda konkordatonun tasdik edildiği ya da onaylandığı sonucuna varılamayacağından başvuru sahibinin “konkordato ilan eden” durumunda olmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, sözleşmeye davet edilen başvuru sahibi isteklinin gelinen aşamada “konkordato ilan eden” durumunda olmadığı halde, sözleşmeyi imzalama yükümlülüğünü yerine getirmediği görülmüş, idarece geçici teminatın gelir kaydedilmesi işleminde mevzuata aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan, 4734 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinin (b) bendinin 1 no’lu alt bendinde yer alan hüküm gereğince, Kamu İhale Kurumuna, 4734 sayılı Kanun’a göre yapılacak ihaleler ile ilgili olarak ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde “idarece yapılan işlemlerde” bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olmadığına ilişkin şikâyetleri inceleyerek sonuçlandırma görevi verilmiştir.

4734 sayılı Kanun’un 58’inci maddesinde, üzerine ihale kaldığı halde mücbir sebep halleri dışında usulüne uygun sözleşme imzalamadıkları tespit edilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verileceği hüküm altına alınmıştır. Yasaklama kararlarının niteliği gereği ihaleyi gerçekleştiren idarelerin ve bunların bağlı/ilgili oldukları bakanlık veya kurumların görev ve sorumluluğunda bir husus olduğu, işlemin Kurum’un görev alanında bulunmadığı ve başvuru sahibinin bu husustaki iddiasının görev yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

Anılan Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine,

Oybirliği ile karar verildi.